"Spor, dünyayı değiştirecek güce sahiptir ve çok az şeyin sahip olduğu birleştirici güce..."

ÜSSK - BİR TAKIMDAN DAHA FAZLASI...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret88647
Takip Ediniz
    https://www.facebook.com/uskudarsusporlari
ERSİN SÜEREN
sueren11050@yahoo.com
Güneş Balçıkla Sıvanabilir mi?
15/08/2014

Güneş Balçıkla Sıvanabilir mi?

Tarih Matematikten daha değersiz değildir. Geçmişinizi bilmezseniz geleceğinizi tasarlayamazsınız.

Batı'da aydınlanma çağının başlamasından bir müddet sonra önce Avrupa sonrada  onun nostaljik sempatizanı yeni dünya Amerikan uygarlığı insanlık tarihinin kökünü < o devirlerde Sümerler Tarihi daha toprak üstü ile tanışmadığından> Anadolu yerine dinsel bağnazlığın verdiği bir iç güdü ile  Grekya'da arama hatasına düşmüştür. Batı her geçen gün teknolojisini geliştirerek özellikle İslam dünyasına fark atma yolunda olmasına rağmen bu gün dahi kökün satha ne kadar yakın olursa gövdenin ilk frişka rüzgarda  nasıl tepe taklak olacağını anlayamamanın özrünü yaşamaktadır. Beatles'la başlayıp Meta-lika, Pop, Rep, Break ve çeşitleri ile devam eden bu müzik türlerinin eşliğinde, montlarından zincirler sarkan, ilk çağlarda dahi görülmeyen tepeleri hotoz traşlı, eflatun saçlı, morfin enjeksiyondan kevgir olmuş dövmeli kollu bu yeni haçlı ordusu 200 yıl teknolojide Osmanlıya fark atan günümüzün Batı uygarlığının gerçek akillerini kara değil zifir ürpertmektedir.  Kökünü yanlış teşhis edenleri Tarih her-daim hak ettiği yere yerleştirmiştir. Aynı Allah'a inanan bir ulusu sırf temel görüşler dışındaki farklı < aslında temelde çok az farklı > inançlarından dolayı uygarlığın kökünü yer değiştirme çabasını aralıksız seferber ettiren düşünüş insanlığın hangi bölümüne hizmet eder?

XIX. yüz yılın sonuna kadar yok sayılan antik çağın Anadolu düşünür ve doğa bilimcileri, yeşerdikleri toprakların yeni kuşakları ve Batı dünyasının şartlandırılmış bağnaz çağdaşları ile bilmeden sözleşmişçesine uygarlığın kökünü Anadolu'dan Ege'nin Batı yakasındaki  Grekya'ya taşıma çabasında rol aldılar. Batı'da ön yargı ve din birliğinden dolayı şartlanmışlığının ağır basması; diğerinde ise araştırmadan yoksun, koşulsuz itaate dayalı inanç engeli ile geri kalmışlığın verdiği kompleksin özentiye dönüşerek kolaycı olarak hayatta kalmanın yolunu kopyacılıkla sarmaş dolaş etme neticesinde yerleşik bir uygarlığın kökünden sökülüp istenilen yere ekilebileceğini zannederek  XIX. yüz yılın son çeyreğine kadar çabalayıp durdular. Büyük bir çoğunluğumuz antik çağ şehirlerindeki Güneş batmadan akşam-üstü gösterisinin yapıldığı Amfi-tiyatroların Ege'nin Batı kıyısından 100 yıl evvel Ege'nin Doğu kıyısında bulunduğunun farkında bile değildir. Oysa adım attığımız XXI. yüz yılın başlarında dahi insanlık irice bir ağacı kök saldığı topraktan söküp bir başka yerde kök saldıran hidrolik ağaç kökleyen makine gibi uygarlık kökleyen bir makine icat edebilmiş değildir. İşte bunun için Güneş balçıkla sıvanamamaktadır. Batı öğretisi yüz yıllar boyunca Sokrates-Platon-Aristoteles üçgenine radar ekranında hedefe kilitlenmiş bir füze misali sıkı-sıkıya yapışmıştı. Hz. Muhammet'in; "Ben sizin gibi insanım"  buyurmasına karşın yukarıda belirtilen üçlünün 'Yeni-Platonculuk' akımı tasavvuf yolu ile İslamiyet ide etkilemesi kaçınılmaz olarak bir takım tanrısal kişilerin ve inanışların türemesine sebep oldu. Dikkatli bir araştırma, antik çağın Anadolu düşünürlerine verilen önemin Batı'da araştırma ve denemeye dayanan müspet bilimin gelişmesi ile gün ışığına çıktığını ortaya koyar. 

Yüz yıllar boyunca Grek yanın,  ana karasında doğsa bile eşinden dolayı saf Helen olmayana oy hakkı tanımayan demokrasisini ballandıra, ballandıra anlatanlar köklerini aradıkları bu coğrafyada fikre 'Baldıran', bilime 'Labris' sunulduğunu görmezlikten gelmişlerdir. Birincisinde Sokrates insan ruhlarını ölümsüz sayınca, ikincisinde ise Anadolulu Anaxagoras ile Protagoras Güneş ve Ay'a madde kütleleri dedikleri için ölüme mahkum olmuşlardır. Neyse ki bu iki kafadar geldikleri karşı yakaya Atina'dan kaçarak paçayı kurtarmışlardır. Ancak antik çağın Grek ya'sın da  ki ölüm fermanlarında aynı gerekçe mevcut değildir. Socrates'te mistisizm  idam edilirken, Anaxagoras ve Protagoras'ta bilim idam edilmek istenmiştir. Bu iki doğa bilimcisi yer yüzünde Güneş tutulmasını bir yıl evvel hesaplayabilen Miletus'lu Fisio-logos Thales'ten yüz yıl sonra bile karanlıklar içinde bocalayan Helen medeniyeti ile tanışmak bedbahtlığına uğramıştır. Çanakkale/Lapseki'ye (Lampsacos) kaçan   Anaxagoras  orada kendi öğretisini öğreten okulunu kurmuş ve burada Anaxagoras kendi öğretisinden dolayı 'Kafirlikle' suçlanmamıştır. Aynı tarihlerde Anadolu'da Miletus ve Efes'te ya da Trakya/Abdera'da (Dede-ağaç) hiç kimse fikirlerinden dolayı mahkum edilmemiş, hele ölüm cezası akıllardan bile geçmemiştir. Anadolulu bu iki doğa bilimcisi "Ay ve Güneş birer Tanrı değil maddesel kütlelerdir" dedikleri için Grek ya tarihinin Batı tarafından 'Altın Çağ' diye nitelendirilen Pericles ( İ.Ö. 495-429) Atina sın da  kafirlik suçlaması ile ölüm fermanının biçilmesi Batı'nın yüz yıllarca kökünü aradığı ve sahiplendiği coğrafyada ki toplulukların antik çağdaki  fikri gelişmişliğini net bir şekilde insanlığın önüne serer.

Gelelim yazımın sonunda Batı'nın kendi ağzından İngilizce orijinalini olarak ekleyeceğim  Altın Pericles  Çağı'nın nasıl bir soygunla oluşturularak Tarih sayfasında yerini aldığının kısa izahına.

Perslerin Darius'la başlayan Anadolu'yu ele geçirip Grekya'nın Anadolu sahillerinde kolonileşmesini engelleme harekatı Darius'un ölümünden sonra Xerxes ile devam edince Batı Anadolu'da ki gelişmiş bağımsız devletçiklerin Pers istilası karşısında tek başına ayakta kalabilmeleri imkansızdı. Atina gelen tehlikede sıranın kendisine de geleceğini sezerek Batı Anadolu devletçiklerine birlik ve yardımlaşma çağrısında bulundu. Ege'nin Doğu yakasında, uygarlık olarak, daha gelişmiş Batı Anadolu devletçikleri gemi ve para yardımı teklifinde bulundu Atina'ya. Atina'nın işine gemiden ziyade para daha çok geliyordu. Nasıl olsa para ile daha fazla gemi ve onu yürütecek kürekçi sahibi olunabilinirdi. Para toplama kampanyasına dahil edilebilecek Trakya, Marmara, Kuzey ve Güney Batı Anadolu bağımsız devletçiklerinin miktarı 252 idi. Yaklaşık 200 devletçik bu kampanya için para vermeye razı oldu. Ancak bu toplam nerede muhafaza edilecekti? Pers istilasından dolayı Batı Anadolu'nun her hangi bir şehrinde bu hazine niteliğinde ki paranın saklanması sakıncalı idi. Batı Anadolu şehir devletçikleri ise bu hazinenin Grek ana karasında muhafaza edilmesini, Atina'ya güven sorunundan dolayı, sakıncalı buluyorlardı. En sonunda taraflar Ege Denizinin ortasında ki Delos adasını toplanacak paranın muhafaza yeri olarak seçtiler. Ve, ittifaka da 'Delian Leaque' (Delos Birliği) adını taktılar. İ.Ö. 481-478 arası Atina'nın önderlik ettiği Delos Birliği ile Persler arasındaki savaşları burada anlatmaya gerek yok nasıl olsa şöyle-böyle tarih kitaplarında yerini almış durumda. Savaş sonunda Batı Anadolu devletçikleri oldukça zayıf duruma düşmüşlerdi. Bundan faydalanan Pericles Atina' sı Delos Adasında ki birlik hazinesini Atina'ya taşıdı. Batı Anadolu Devletçikleri Pers savaşının getirdiği yıkımdan dolayı bu haksız durumu ancak bir-iki cılız itirazla seslendirebildiler. İşte bu el koyulan birlik hazinesi ile Atina yeni baştan imar edilirken bu günlere kadar gelmiş yapılardan olan Athena Promachus, Parthenon, Propylea  ve harpte tahrip olan mabetlerin yerine yenilerinin yapılmasında kullanılmış; dünya tarihine de 'Pericles Devri' olarak geçmiştir. Kısacası; insanlık tarihimizde güçlünün her devirde haklı olduğu gibi!!!*

İ.Ö. 586 yazı Miletli Thales'i pazar yerinde çok neşeli görenler bu yılda tüm zeytin yağhanelerini kiralayıp bir yıl evvel ki gibi büyük kar'ını tekrarlamanın keyfini çıkardığını zannettiler. Yaşlı Doğa-bilimcisi, " Hayır, canım geçen yıl  bana senin gibi bir Fisio-logos ticaretten ne anlar dediler de ticarete aklımı versem çok zengin olacağımı ispat etmek için bütün yağhaneleri kiralamıştım, zira o yıl zeytin ürününün bereketli olacağını meteorolojik gözlemleri ile sezmiştim. Böylece tekel olarak zeytinyağı fiyatlarını dilediğim gibi yükseltmiştim ki görsünler bir Fisio-logos aklını para yapıcılığa verirse ne olurmuş. Ama bunu bir kez yaptım o kadar. Şimdi sevindiğim ise önümüzde ki yıl 28 Mayıs 585 günü öğlenden sonra Güneş tam olarak tutulacak. Bu gün tutulma gününün hesaplarını yaptım, onun için sevinçliyim" der.   Grekya'nın Altın çağı Pericles devrinden yüz yıl evvel  Anadolulu Thales ( 640-550) bu bilim düzeyinde iken aynı Thales devrinde Ege'nin Batı yakasındaki Atinalılar 'meteora' dedikleri gökteki kuyruklu yıldızlarla ilgileniyorlar diye Anadolulu doğa*bilimcileri ile alay ediyorlardı.                                                                                                                                                                                                                                           İ.S. 1996' da ise Anadolu Türkiye'sinde bir Türk Hava Kurumu müdürü ülkemin paraşüt ekibine konmuş olan ' İcarus' sözcüğünden rahatsızlık duyarak o takımı uluslar-arası  bir müsabakaya yollamama çabalarına girişebiliyordu. Gerekçesi ise İcarus kelimesinin kendisine göre Grekya'ca olması idi. Oysa, İcarus aslen Giritli idi. Antik çağ tarihine bir göz atarsak Girit/Miken uygarlığının antik Grekya/Helen uygarlığına yakınlığının antik Anadolu ve Mısır uygarlıklarına kıyasla  fersah, fersah daha uzakta olduğunu anlayabiliriz.

Bundan birkaç yıl evvel antropologlarımız Denizli ili dahilindeki antik yerleşim yerlerinde bulunan 2500 yıllık mezarlardan alınan insan DNA'sı örnekleri ile şu anda Denizlide kuşaklar boyunca yaşamış köylülerin DNA'sını karşılaştırınca 2500 yıllık aynılığı belirlediler. Pek tabi ki bu konuyu görsel ve yazılı  Basın yazınca Denizlililer, "Biz Gavur muyuz" diye feryadı kopardılar. Oysa 2500 yıl evvel Anadolu'da tek Tanrılı bir inanç biliniyor mu idi?  Ne yazık ki 2014 yılı Türkiye'mizde, "Ben Türk değil Müslüman'ım" diyerek ırk ile dini inancı ayırt edememiş, büyük şehirlerimizde bile yaşayan, milyonlarımız var! Atalarımız 1000 yıl evvel bu topraklara geldiğinde bilinen yazılı tarih Neşa'lılardan, (Hitit veya Tevrat'ta Het Oğulları) (1071) Alp Aslan'a kadar  geçen 3000 yıllık Anadolu yerleşikleri ile kaynaşarak zaman içinde millet olmanın başarısına ulaşılmıştır. 

Neyin mirasçısı olduğumuzu bilmenin önemini kavrayamadıkça biz de yapay kök arayan talihsiz Batı'nın durumuna düşmekten kendimizi kurtaramayız. Yer-yüzü yaşamı insanlık için bir bayrak yarışıdır. Bayrak değiştirmede bayrağı iyi kavrayamayıp düşürürseniz veya yanlış bayrağı kavrarsanız yarış ile beraber kimliğinizi de kaybedebilirsiniz.  Yanlış bayrağı kavramaya çalışanlara nelerin de mirasçısı olduğumuzu hatırlatmak için gezegenimizin insanlık tarihinde silinemeyecek, balçıkla sıvanamayacak olarak damgalarını vurmuş antik çağlı hemşerilerimizin bir-kaçının isimlerini anmak bu topraklarda yaşamanın kültürel ve vatandaşlık görevidir. Ben yalnızca Batı Anadolu ve kıyısındaki adalarda uygarlığın gelişmesine hizmet etmiş antik çağlı hemşerilerimizin nereli olduklarını ve isimlerini sizlere hatırlatıyorum. Kimlerin mirasçısı olduğumuzu merak edenler bu isimlerin insanlığın gelişimine katkılarını öğrenmek zahmetine katlanabilirlerse, bilgi transferi yolu ile, birçoğumuza zarar veren komplekslerden kurtulma mutluluğunu tattırır; aydınlanan akıl gözlerimiz ufkumuzu genişletir. 

Selçuklu : Anaximenes, Thales, Hecataeus, Hellanicus

Urlalı   : Anaxagoras

Bodrumlu : Heraklitus, Herodot, Dionysius

Datçalı  : Eudoxsus, Eurastratos, Ctesias

Sığacıklı : Protagoras, Anacreon                                                                            

Gümüldürlü:Hermesianax,Mimnermus,Nicander                                                                                                                                                                              

Dalyanlı     : Sodates

Aydınlı : Anthemius

Sökeli  : Bias

Dede-ağaçlı : Democritos

Sisamlı     : Pitagoras, Aesop, Epicuros, Ksenofanes, Aristarchus, Metrodorus, Theopompus

İstanköylü  : Hippokrates

Midillili   : Sappho, Alcaeus, Pittacus

Sakızlı      : İon

Anadolu'nun Bağrından: Arastus, Strabo

Bu topraklarda yaşayan bugünkü Keremin 100 kuşak <25 yıl bir kuşak> evvelki atasının adı Ahmet mi idi, Mehmet mi idi, Kemal mi idi, Oğuz mu idi? 

 

Yunus - Şeyh Edibali- Mevlana - Pir Sultan Abdal

Thales - Talip - Toktamış

Murşil - Krezüs - Alaeddin Keykubat, Fatih Sultan Mehmet - Abdülhamit - Mustafa Kemal ATATÜRK

Hepside bizim mirasımız. Karanlıklar yarasalar içindir.

 

Ersin Süeren  

          

Ekte:  İngilizce bilen arkadaşlara, Batı Dünyasının anlı-şanlı 'Pericles Devrini' kimin finanse ettiği yine Batılıların ağzı ile, kısaca, sunulur.

  Athenian Supremacy

For 10 years, the Delian League fought to rid Thrace and the Aegean of Persian strongholds and piracy. Athens, which continued to demand financial contributions or ships from its allies, even when fighting was no longer necessary, became more and more powerful as her allies became poorer and weaker. In 454, the treasury was moved to Athens. Animosity developed, but Athens would not permit the formerly free cities to secede.

"The enemies of Pericles were crying out how that the commonwealth of Athens had lost its reputation and was ill-spoken of abroad for removing the common treasure of the Greeks from the isle of Delos into their own custody; and how that their fairest excuse for so doing, namely, that they took it away for fear the barbarians should seize it, and on purpose to secure it in a safe place, this Pericles had made unavailable, and how that 'Greece cannot but resent it as an insufferable affront, and consider herself to be tyrannized over openly, when she sees the treasure, which was contributed by her upon a necessity for the war, wantonly lavished out by us upon our city, to gild her all over, and to adorn and set her forth, as it were some vain woman, hung round with precious stones and figures and temples, which cost a world of money.'"

"Pericles, on the other hand, informed the people, that they were in no way obliged to give any account of those moneys to their allies, so long as they maintained their defense, and kept off the barbarians from attacking them."

 

 At its height the Delian League numbered some two hundred members which met annually on Delos. Athens was its undisputed leader and gradually used the alliance as a springboard for its own imperial ambitions. By 454, when the League's treasury was transferred to Athens and used to fund monuments of imperial splendor such as the Parthenon, it had become an empire in all but name. Five years later a permanent peace was made with the Persians and its very reason for existing was no longer valid, but by then most of the alliance had already lost its autonomy to Athens.

                                                                     

                                                                                                               

 

 




1045 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

476 YIL SONRA PREVEZE GERÇEĞİ( Bölüm 2) - 02/10/2014
476 YIL SONRA PREVEZE GERÇEĞİ( Bölüm 2)
476 YIL SONRA PREVEZE GERÇEĞİ( Bölüm 1) - 24/09/2014
476 YIL SONRA PREVEZE GERÇEĞİ (Bölüm 1)
ARABA VAPURUNU KİM İCAT ETMİŞ ? - 16/07/2014
ARABA VAPURUNU KİM İCAT ETMİŞ ?
Dalgıçlığın 1950'lere Kadar ki Kısa Tarihçesi ve SCUBA' YA Geçiş - 20/06/2014
Dalgıçlığın 1950'lere Kadar ki Kısa Tarihçesi ve SCUBA' YA Geçiş
Abbas Sakarya - 22/05/2014
Abbas Sakarya
AE2 & Sultanhisar - 25/04/2014
AE2 & Sultanhisar
18 Mart 1915 - 17/03/2014
18 Mart 1915
HAŞAŞİLER - 14/02/2014
1090-1272 HAŞAŞİLER
Rönesans Yorumu - 14/01/2014
Rönesans Yorumu
 Devamı