"Spor, dünyayı değiştirecek güce sahiptir ve çok az şeyin sahip olduğu birleştirici güce..."

ÜSSK - BİR TAKIMDAN DAHA FAZLASI...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret77597
Takip Ediniz
    https://www.facebook.com/uskudarsusporlari
ERSİN SÜEREN
sueren11050@yahoo.com
476 YIL SONRA PREVEZE GERÇEĞİ( Bölüm 1)
24/09/2014

476 YIL SONRA PREVEZE GERÇEĞİ

 

Biz Türkler dünya siyasi çoğrafyasında var olduğumuz müddetçe Tarih yapmış, ama Tarih yazamamış bir milletiz maalesef. Adımını attığımız XXI. yüz yılda bile Prof. Dr. bazı tarihçilerimiz   Osmanlı Tarihini genç kuşaklara aktardıklarında Tarih yerine Hikayeyi tercih ediyorlar. İşte size Tarihçi bir Prof. Dr.'umuzun Preveze bölümünden çok kısa bir pasaj:

 

"Her iki canipten demir taşlar birbirine yağmur gibi yağardı. Bunlar deryaya düştükçe sıcaklığından sular kaynardı. İçinde olan hayvanatın ve balıkların feryadı ayyuka çıkıp sanki bağrışa çağrışa PİŞERLERDİ!!!*"

 

VE........ Preveze hikayesi XXI. yüz yılın Şubat 2013'ünde yedinci baskısını yapmış Osmanlı Tarihi'nin 4. cildinde Türk gençliğine Tarihini öğrenmesi için sunuluyor!!!*

 

Oysa, Osmanlının Humbara adı ile tabir ettiği < timing fuse shell > barut fitilli top güllesi daha o asırda icat edilmediğinden topçu atışlarında mermer veya granit gülle kullanılıyordu. Bu taş gülleler isabet ettikleri gemilerin ahşabından dağılan kıymıklarla gemi personeline yaralayıcı zararlar verirdi. XVI. yüz yılda top tekmolojisinde en üstün ülkeler Portekiz ve Osmanlı idi ve taş gülle kullanırlardı. Maalesef de denize düştüğünde balıkları haşlamazdı. İlk döküm demir gülleyi topta kullanan Fransızlar idi. Ancak o tarihlerde bu demir gülleler bir elin kavrayacağı büyüklükte olup tesiri ancak bir ufak delik idi. O delik de bir gemide rahatça kapatılabiliyordu. Fransız donanması Preveze olayına katılmamıştır. Yazımın sonunda kaynaklar ve o tarihte Batılıların ağzından İngilizce izahatler mevcuttur. Maksadımız kimseye Tarih Dersi vermek değil, estağfurullah; ancak gerçeği yeni kuşaklara masalsız aktarmaktır vesselam.

 

                           Foto:XVI. yüz yıl İlk yarısı Ceneviz Şebeği

Preveze adı geçince Barbaros’u, Barbaros adı geçince de Prevezeyi her Türk denizcisi bilir. Bilirde 1538’in 25’inden 28 Eylülüne kadar süren o dört günlük güç hesaplaşmasında ‘Holly League’ Mukaddes ittifak donanmasının tartışmasız ateş gücü üstünlüğüne rağmen Barbaros’un ve onun reisleri ile levendlerinin denizcilik disiplinlerinin bir olmazı nasıl olur hale getirdiklerinin gerçek anlatımına ne bizim tarih kitaplarında ne de yabancı yayınlarda rastlayabiliriz.

Çoğumuzun bellekleri Atatürk’ün “Tarihi yazanlar tarihi yapanlara riayet etmezlerse yazdıkları masaldan ibaret olur” deyimine uygun yazılarla doldurulmuştur. Yabancılarsa, Britanica ve Universal ansiklopedilerinin Preveze bölümlerinde “Andrea Doria Mukaddes İttifak  donanmasını Barbaros’un önünden kurtarmıştır”cümlesinden fazla bir şey yazmak lüzumunu görmemişlerdir.Yabancı tarihçiler, tam deyimi ile “duba dubaya” < Head on engagement> bir deniz savaşı olmayan Preveze çatışmasını gerçek bir deniz savaşı olarak hiçbir zaman kabul etmek istememişler; Lepanto deniz muharebesine kıyasla Preveze çatışmasını ‘önemsiz olay’ deyimiyle geçiştirmişlerdir. Hıristiyan dünyası Lepanto'da her ne kadar kesin bir deniz zaferi kazanmışsa da neticesinde Akdenizde asla Osmanlıya karşı bir üstünlük sağlayamamış ve Akdenizin kontrolunu eline geçirememiştir. Lepantodan bir yıl sonra 1571’de Osmanlı kapsamlı bir deniz harekatı ile Kıbrıs ele geçirirken Avrupadan hiç bir Hıristiyan deniz gücünün Kıbrıs kampanyasına müdahele edememesi o tarihlerde Akdenizdeki Türk deniz gücünün üstünlüğü hakkında en açık ve kesin delildir. Preveze olayını ayrıntıları ile araştıran yabancı denizciler politik tarihçilerden daha gerçekçi ve faydalı bilgileri günümüze adeta canlı gibi aktarmışlardır. Demek ki şükürler olsun denizcilere ve deniz gibi engin düşüncesi olanlara. Altı dil bilen Barbaros, Prevezede çelik gibi sinirleri, engin denizcilik bilgisi ve Akdenizde kurduğu geniş haber alma ağı ile o devrin en büyük yüzer ateş gücünü tam anlamıyla ’fos’ çıkarmıştır.


 Foto: Bodrum kale bedeni denizinde Fransız döküm demir gülle-1966

Preveze deniz savaşının perde arkası

Akdeniz’in iki güçlü denizcisi Barbaros ve Doria :

 

Barbaros ( Hızır Reis ): l473-l546

Kardesi Oruç’un şahadeti ile l5l8 de Cezayir’e hakim oldu. Osmanlı hizmetine girişi l5.Mayıs l5l9; Osmanlı Derya Kaptanlığına getirilişi 5 Nisan l534 yılında olmuştur. Devrin Osmanlı vezirleri ”Balıkçı kayıkları ile küçük ticaret gemilerini yakalayan bu balıkçıya galilerimizi nasıl teslim ederiz” itirazlarını Divan’da yaparak, Barbaros’a Kapudan-ı Deryalığın verilmemesi için çok direnmişlerdir. Ancak o sıralarda Akdenizde meydana gelen güç değişikliği Barbarosun Osmanlı donanmasının başına getirilmesini gerekli kılmıştır.

Bu güç değişikliği ise Anrea Doria’nın 12 kadırgası ile Fransa kralı I. Francois’in emrinden çıkararak Alman İmparatoru V. Charles’in ermine girmesidir.

1532’de V. Charles’in gücünü arkasına alan Adrea Doria Korent körfezindeki Coron’u  bir deniz harekatı ile Türklerin elinden aldı.  Corondaki Türk garnizonu Anrea Doria kuvvetlerinin sargısı altında zor durumda kalınca ertesi yıl Lütfü paşa komutasındaki  Osmanlı filosu yardıma geldi ise de körfezdeki deniz muharebesinde Anrea Doria Türk donanmasını bozguna uğrattı. 1533’te sadrazam İbrahim paşanın dört ay süren Kanuni Sultan Süleyman’ı ikna çabaları sonucunda Sultanın elçileri Barbarosu ziyaret etti. Otuz yıl evvel iki küçük kadırgası ile Ege’den ayrılan ağabeyinin emrindeki Hızır Reis şimdi hemen hemen Cezayir’in hakimi sıfatını taşıyor ve Sultan elçileri ile kendisini huzuruna çağırıyordu. Davetteki ilk maksat Istanbuldaki Osmanlı donanmasının revizyon ve organizasyonu için çağrılması idi. Barbaros ( Hızır ) ise Sultanın insan gücü ile deniz gücünü devam ettirecek silah temini için bu daveti kabullendi. Karşılıklı menfaatler din birliği ile pekişince Barbaros 61 yaşında XVI. y.y. dünyasının en güçlü kara gücüne sahip olan Osmanlı  İmparatorluğunun deniz kuvvetleri kumandanı oldu. Oysa Barbaros Osmanlı Donanmasının başına getirilmeden evvel de mükemmel seyir bilgsine sahip Akdenizin tartışmasız en iyi denizcisi idi. Dört yıl sonra Prevezede ise Barbaros 65 yaşındadır. Barbaros l5l9’da 46 yaşında iken Osmanlı hizmetine girmiştir. 46 yaşından çok evvel ise Akdenizde Barbaros kardeşlerin namı biliniyordu. O devirde İspanyol gemilerinin seyir hatasından karaya gittiği belgelenirken hiçbir Cezayir gemisinin seyir hatasından karaya gittiği görülmemiştir. Barbaros’un Cezayiri Avrupalı güçlere karşı elinde tutabilmesi için Osmanlının silah desteği ve insan gücüne ihtiyacı vardı. Ancak bu güç Osmanlıda deniz için nasıl kullanılacağı bilinmeyen hantal bir güçtü. Barbaros bilgi ve tecrübesi ile bu gücü hareketli, netice alıcı bir güce çevirmiştir. Osmanlı ise  büyük bir kara gücüne sahip olmasına rağmen sınırları içindeki deniz aşırı yerleri elinde tutacak beceriye sahip değildi. Barbarosdan evvel Osmanlı tersanelerinde hiçbir verim yoktu. Gemilerdeki mürettebat Yunan ve Anadolu dağlarındaki çobanlardan toplanır küreğe verilirdi. Yelken takım ve armalarıysa eksik ve yetersizdi. Kürek çekmesini bilmeyen, denize alışkın olmayan personelle hiçbir sefer iyi sonuca ulaşamazdı. Barbaros bu sistemi Osmanlı donanmasında büyük ölçüde değiştirerek Levent adı altında yeni bir deniz askeri bölümü yaratmıştır. Osmanlı deniz gücü insan kaynağı Levent adı altında Garp Ocakları: Tunus ve Cezayirden, Ege Adaları, Yunan yarımadası, Antalya ve Alanya sahilleri, Aydın ve Bursa köylüleri, Konyalı Rum çobanlardan seçilerek deniz eri veya kürekçi mükellefi olarak yetiştirilmeğe başlanmıştır. 1533-34 kışını Barbaros sarayın Topkapı'da kendisine tahsis ettiği dairede değil, yemesi ve yatması ile hep Tophane'de geçirdi. İstanbul’da o kış, tüm hayatı tersane ile Tophane arasında gidip gelmekle geçti. Bir kışta İstanbul tersanelerinde 6l gemi yaptırdı. l534 baharının sonunda 84 gemi ile başkentten sefere çıktı. Dört yıl sonra da Osmanlı kaynakları ve kendi becerisi ile yarattığı deniz gücü; ateş gücü çok daha yüksek Hıristiyan Avrupa’nın birleşik deniz gücünü netice alamaz hale getirdi. O tarihlerde Avrupalı güçler Akdeniz egemenliği için Barbaros’u çok yakından takip etmekteydiler. İspanya İmparatoru V.Charles Akdeniz egemenliği için en büyük rakip olarak kendisine Osmanlıları değil Venediği görüyordu. Prevezedeki hesaplaşmada esas tahrip edilecek deniz gücü Osmanlıdan ziyade Venedik deniz gücüydü. Eğer Barbaros V.Charles’in hizmetine girerse Akdeniz egemenliği için Venedik devreden çıkartılabilir; İspanya Akdenizde rakipsiz olabilirdi. Ancak, o zamanda Fransa Akdenizde II. deniz gücü olarak kalırdı ki bu I.Francois’nın kabul edebileceği bir durum değildi. Bundan dolayı I. Francois’da Barbaros’u hizmetine almak istemiştir. Fransanın kaynaklarının yetersizliğini iyi bilen Barbaros konu ile ilgilenmeyince I. Francois Kanuni ile ittifaka girdi. Bu politik yakınlaşmaya Avrupada o tarihte bir Hıristiyan devletle bir müslüman devletin anlaşmasından dolayı ’İtikatsız İttifak’ adı takıldı.


Foto:Kanuni Süleyman'ın Rodos muhasarasında kullandığı granit güllelerden-Rodos Kanalında 1985 /  Kaptan Ersin SÜEREN


21.Eylül 1538 de Imp,V Charles’in ajanı Alarcon Barbaros’un oğlu Hasan Reis aracılığı ile Barbaros’a V.Charles’in I. mektubunu getirdi. 25 Eylül l538 de Barbaros’a V.Charles’dan II.  mektup gelmiştir. Arabulucu imparatorluk ajanı Barbaros’un oğlu Hasan Reise, Charles’in Mulay Hasan’a söz verdiğinden Tunus’u veremeyeceğini, (belli ki pazarlıkta Barbaros tarafından Tunus istenmiştir), buna karşılık Bon, Bugia, Malta Şövalyeleri razı olursa Trablusgarp dahil Kuzey Afrika kıyılarının kalan kısmını Barbaros’a teklif etmiştir. Karşılık olarak Barbaros’un Türk komutasından ayrılıp Cezayir’e dönmesi, bölgenin beyi olması, başta Napoli ve Sicilya olmak üzere imparatorluk topraklarına saygı göstermesi istenmiştir.   V.Charles zamanın şartlarında Tunus’u Barbaros’a vaat edemezdi. Zira Avrupa o tarihlerde Kuzey Afrika’nın buğdayına muhtaçtı. Mulay Hasan’la arasını bozamazdı. V.Charles mektubunda Barbaros’a “Sana Grand Senyör’e (Kanuni) ihanet et demiyorum, yalnızca hizmetini benden yana sun.” diyordu. 2 Bu mektuplardan çok evvel V.Charles tarafından Barbaros’la muhabere için Andrea Doria ve Sicilya valisine tam yetki verilmişti.
Andrea Doria l Eylül l538 e kadar Barbaros’la direkt temas kurmuştur. 27 Eylül l538’ in bir gece evveli A.Doria’ya ait bir elçi kadırga Barbaros’un kadırgasının yanına gelmiş ve bir heyet Barbaros’la görüşmüştür. Ancak Barbaros tüm bu mektuplar ve görüşmelerden Osmanlı Kara Kuvvetleri Komutanı Lütfü Paşayı haberdar etmiştir.
l İtalyan Dz Kuvvetleri Dergisi Temmuz l896

2 Simancas arşivi sayfa 3583 Preveze ile ilgili  Muradi Sinan Ağa tarafından kaleme alınan yazılar: Topkapı Müze Kitaplığı ve İst.Üniversitesi Kitaplığı kopya no:94 ve 2490

 

Lütfü Paşa Barbaros’a,karşı tarafla diyaloğunu kesmemesini ve Osmanlı Kuvvetleri hazırlanana kadar V.Charles’in ajanlarını oyalamasını bildirmesine rağmen yine de Divanın taziği ile Barbaros’un yanına saray ajanlarını sokmuştur. Zamanın en gelişmiş haber alma ağına sahip 6 dil bilen Barbaros pek tabii ki bütün bu gelişmelerden haberdardır.

 

Andrea Doria:l468-l560

Soylu ve zengin Cenovalı bir ailedendir. Kendi yaptırdığı ve finanse ettiği kadırgalarla Akdeniz’de İmparator ve Krallara hizmetini sunmakta olup bir nevi özel askeri deniz gücüdür. Fransa Kralı I. Francois adına maaş karşılığı l2 kadırgası ile hizmet sunmuştur. Bu hizmet Akdenizde özellikle müslüman gemilerinden zaptedilen mal ve insanlardır. Getirdiği ganimetlerden ’devlet malı’ gerekçesiyle I.Francois pay vermeyince kontratı bitiminde Doria hizmetini para karşılığı İspanya İmparatoru V.Charles’e sunmuştur. Doria sırası ile Papa, I.Francois ve V.Charles’ın hizmetine girmiştir. O devirde Venedik harici Avrupa devletlerinin belirli bir denizcilik politikası yoktu. Açıkcası para karşılığı gemileri ile korsanlık hizmeti kiralama anlayışı hakimdir Akdeniz’de. Doria Prevezeye kendisine ait 22 kadırga ile katılmıştır. Doria genel politika olarak, yapılacak deniz muharebesini zamanının deniz korsanlığının yaygın anlayışı ile bir din savaşı değilde ganimet savaşı olarak değerlendirmiş ve V.Charles’in planları doğrultusunda Preveze kampanyası boyunca kendisine ait filoyu hiçbir zaman direkt olarak savaşa sokmamıştır. Aslında Andrea Doria V.Charles’in emri ile Preveze deniz savaşında Osmanlı donanmasına karşı savaşmamıştır. Zira Andrea Doria’nın  siyasi politikacılığı denizciliğinden daha üstündü.

2.Bölüm... (Eylül Sonu Yayında Olacak)



Paylaş | | Yorum Yaz
864 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

476 YIL SONRA PREVEZE GERÇEĞİ( Bölüm 2) - 02/10/2014
476 YIL SONRA PREVEZE GERÇEĞİ( Bölüm 2)
Güneş Balçıkla Sıvanabilir mi? - 15/08/2014
Güneş Balçıkla Sıvanabilir mi?
ARABA VAPURUNU KİM İCAT ETMİŞ ? - 16/07/2014
ARABA VAPURUNU KİM İCAT ETMİŞ ?
Dalgıçlığın 1950'lere Kadar ki Kısa Tarihçesi ve SCUBA' YA Geçiş - 20/06/2014
Dalgıçlığın 1950'lere Kadar ki Kısa Tarihçesi ve SCUBA' YA Geçiş
Abbas Sakarya - 22/05/2014
Abbas Sakarya
AE2 & Sultanhisar - 25/04/2014
AE2 & Sultanhisar
18 Mart 1915 - 17/03/2014
18 Mart 1915
HAŞAŞİLER - 14/02/2014
1090-1272 HAŞAŞİLER
Rönesans Yorumu - 14/01/2014
Rönesans Yorumu
 Devamı